#Senirkent de Hüseyin emmi.. Karşimizdaki #Kapu Dağı'nin Torosların devamı olduğunu söylüyor. .. Çorum Alacadan olduğumu öğrenince "Haydar Özturk'e Selam '" sôyluyor. Tanımadığımız ifa de ederek AS diyerek Buradan iletiyoruz..Serinkentli Hüseyin emmiyi tanıyan Alacalı Haydar Öztürk'e.. Eeee bilse bilse.. Şenol Tarım bilir, ona emanet ediyoruz.. ..................... SENİRKENT PAZARI ndan
Darıverenli Mehmet Emin Yarbay Prof. Dr. İSA KAYACANGazeteci-Yazar arkadaşımız Necati Çavdar’ın geride bıraktığımız yıllardan birinde günyüzü gören, Ekin Basım-Yayın Dağıtım’la okurlarıyla buluşturulan, büyük boy 286 sayfalık bir kitap var gündemimde, masamda efendim. Adı; Türkmen Gocabubası: Darıverenli Mehmet Emin Yarbay. Necati Çavdar önsözünün bir yerinde; “Bir asır yaşamış, güngörmüş, belki ilim değil, fakat irfan sahibi (Türkmen Gocası)nın ruhu uçup kurtulmuştu. Şimdi o’nun hakkında bilinenleri kaleme almak bize düştü” diyor. Ege’de (Burdur’da) büyükbaba için “Gocabuba” denir. Yani büyük baba yerine kullanılıyor. Necati Çavdar’da bölgesel dille şekillendirmiş kitabının adını. Merhum Mehmet Emin Yarbay, 22. dönem Ankara milletvekillerinden Ersönmez Yarbay’ın babası. Darıveren’le ilgili olarak 17 nci sayfada, “Mehmet Emir Yarbay’ın doğduğu, askere gittiği, çor-çocuk sahibi olduğu, esnaflık ve çiftçilik yaptığı yer bugünkü adı ile, Denizli ilinin Acıpayam ilçesine bağlı Darıveren beldesidir “hatırlatması yapılıyor. Kitabın içindekiler bölümünde; Darıveren ve bölgenin konumu, Dar-ı Viran’dan Darıveren’e uzanan bir yolda yürümekle işe başlanmış. Sonra, Tarih öncesi çağlar, Bizanslılar dönemi, Osmanlılar dönemi, Cumhuriyet dönemi, Darıveren’le ilgili bazı notlar, birinci bölümde verilmiş. İkinci bölümde ise, Mehmet Emin Yarbay hakkında bilgiler veriliyor. Gençlik dönemi, (1909–1939), Tüccarlık dönemi (1939–1960), çiftçilik dönemi (1960–1997), Yaşlılık dönemi (1997–2007) şeklinde sıralanıyor. Sayfa 113’den aldığımız Mehmet Emin Yarbay bilgileri: 1909 yılında Denizli ili, Acıpayam ilçesi, Darıveren köyünün yukarı obasında (mahallesinde) doğdu. Babası hacılar sülâlesinden nam-ı diğer Sipahioğullarından Bekir’dir. Annesi ise hacı Mısırlıların Nam-ı diğer Darıcılar sülalesinden Hatice’dir. Mehmet Emin anlatıyor: “Dedemiz tutma askermiş. Devlet maaş ödemediği için bu bölgenin aşarının toplanmasını da dedeme vermişler. Tutma asker olduğu için Yemen’e kadar gitmiş. Oğlu ile birlikte hacca gittiğinden bize Hacılar demişler”. Kitap içinde, Mehmet Emin Yarbay değişik yönleriyle anlatılmış, sayfalara aktarılmış. Torununun torununu gören M. Emin Yarbay’ın soykütüğüde geniş olarak yeralmış sayfalarda. Fotoğraflar var kitabın zenginleşmesini sağlayan aile fertleri görüntülü. Türkmen Gocabubası Mehmet Emin Yarbay yetmiş yıl yaşadığı evinde 11 Ağustos 2007 tarihinde vefat etmiştir. Necati Çavdar: Çorum-Alaca’nın Küçük Hırka Köyünde doğdu. Ankara Muhabere Okulu Elektronik Astsubay Hazırlama Okulundan mezun oldu. Yıllar sonra AÜ’si Halkla İlişkiler: Bölümünden mezun oldu. Değişik kuruluşlarda gazeteci olarak çalıştı. Genel yayın yönetmenliği yaptı. Yayınlanmış kitapları bulunan Çavdar, gazetelerde yazmaya devam ediyor. ***
Allah'ım rahmet deymesin mekanı cennet olsun n inşallah rabım nurlar içinde yatsın tüm akrabalarına camı cematımize sabırlar ihsa etsin inşallah basımız sağ olsun
Mekanı cennet olsun kıymetli bir insandı camiye çok emeği oldu. Güler yüzlü idi rabbim inşallah haccını mebrur eylesin. Tertemiz Yanına almış olsun İnşallah
#Kaş ilçemizle karşısındaki şu an yadellerdeki #GÖZ adamız arasındayiz.. Eski adı Kızılhisar olan ve Yunanca da "GÖZ" anlamına gelen Meis adası Akdeniz'de ve Antalya'nın kaş ilçesine 2,1 km uzakta .. Fakat, Hidayet koyu ve yarımadaya belki 200 metre ya var ya yok.
"Eyvâh! Beş on kâfirin îmanına kandık;
Bir uykuya daldık ki: cehennemde uyandık!"
Sözlerin ne kadar ete kemiğe büründüğünü #GÖZ ümle gördüm, yaşadım
1911 yılında İtalyanlar Trablusgarp'ta bizi barışa razı etmek için Beyrutu bombalıyor, Çanakkale önlerine gelerek ,
on iki adayı işgal ediyor ve bizi Trablugarp'tan çekilmeye zorluyorlar. Uşi'de (1. Lozan antlaşması ) 1912 yılında imzalanan anlaşma ile Türkler Trablusgarp'tan çekilecek İtalyanlar da on iki adayı bize teslim edecek.
fakat, Libyada hala Türk, Osmanlı unsurları var diye adaları İtalyanlar teslim etmiyor. Bu esnada Balkan Harbi nin başlamasını fırsat bilen Yunanlıların on iki adayı işgal etmeye hazırlandığı öğrenilince, İtalyanlara "on iki ada şimdilik sizin kontrolünüzde kalsın" deniyor/göz yumuluyor.
lozan'da adaların lafı bile geçmiyor..
İsmet İnönü 24 Aralık 1922'deki telgrafında "12 ada filhakika mevzu bahis olmadı bende ısrar etmedim."diyor. ve
İsmet 4 Şubat 1923 tarihinde müttefiklere gönderdiği mektupta "Konferansın gündeminde şimdiye kadar yer almamış ve hiçbir görüşmeye konu olmamış bulunan 12 adaya ilişkin teklifide tümüyle kabul ediyoruz" diyeorek adaları bırakıyor.
Lozanın 15. maddesi ile on iki ada nın tamamının tapusu Uşi anlaşmasına rağmen tekrar İtalyanlara bırakılıyor fakat adada ki İtalyan varlığı 1943 yılında Mussolini'nin kendi ülkesinin derdine düşerek askerlerini geri çağırması ile adaların kontrolü ve sahiplenilmesi için İtalyanlar Türkiye ye çağrıda bulunuyorlar. Milli Şef İsmet İnönü bu teklifi geri çeviriyor. Bu kez on iki adanın kontrolü Almanlara geçiyor.
1945 yılına kadar adaları elinde tutan Almanlar' da savaşta yenileceklerini anladıkları için adaları boşaltma kararı alarak tekrar Türk Hükümeti' ne on iki adayı teslim alması çağrısında bulunuyor.
1943 yılında Alman sefiri, Türk Dışişleri Bakanı Menemencioğlu'na gelerek dış illeri bakanı Von Papen'den mesaj aldım '12 Ada'yı size verelim' diyor.
Kars'ta yurt içi gezisinde olan İsmet İnönü'ye telefon açıyorlar.
26 Eylül 1943 tarihinde dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü; "Adaları, kayıtsız şartsız kullanmak üzere alabiliriz. Yoksa bu yüzden İngilizlerle ve Yunanlılarla ihtilafa giremeyiz. Kars'tan selamlar."diyor..
Almanlardan sonra adaları bu sefer de İngilizler işgal ediyor.Fakat Alman' ların adaları boşaltmaya başlamasını fırsat bilerek hemen Rodos'u işgal etmiş olan Yunan'lılar adaları İngilizlerden istiyor.10 Şubat 1947 Paris Konferansında da devir alıyorlar.
Lozan'da Türkiye'ye verdikleri zararı ve bunun bir tazminat karşılığı olması gerektiğini “….Biz Yunanlılar olarak hata ettik. Can kaybına sebep olduk ve Türkiye’den özür dileriz. Resmen özür dilemeye de hazırız. Türkiye’ye bir tazminat borcumuzun da olduğunu biliyoruz. Ama yok, para yok, pul yok." sözleri ile ifade eden Venizelos' a, adaları iade edin denilemezmiydi?
19 Aralık 1940 –Alman saldırısına uğramış Yunanistan’a Kurtuluş şilebiyle yardım malzemesi gönderildi 1941
..
6 Ekim 1941 tarihinde Kurtuluş şilepi Karaköy iskelesinden demir aldı.Kızılay tarafından organize edilen ülke çapında bir kampanya ile toplanan gıdalar İstanbul’a sevkedildi ve büyük Kızılay işaretleri ile boyanmış SS Kurtuluş gemisi tehlikeli sefere hazırlandı. SS Kurtuluş ilk seferine çıkmak için Gıda malzemeleri Pire limanında Kızılhaç’a teslim edildi. Sonraki aylarda Yunanistan’a üç sefer daha yapan SS Kurtuluş, toplam 6.735 ton gıda yardımı taşıdı.
///////////////////////////////
21 Şubat 1942 SS Kurtuluş beşinci seferinde, Marmara Adası kuzey sahilinde, Saraylar köyü açığında fırtınaya yakalanarak kayalıklara çarptı ve sabahı battı. 34 kişilik mürettebat karaya çıkarak kurtuldu.SS Kurtuluş’un kaybına rağmen, savaş ilerledikçe zorluklarını bizzat yaşamaya başlayan Türkiye yardımlarını sürdürdü. SS Dumlupınar, SS Tunç, SS Konya, SS Güneysu, SS Aksu gemileri 1946’ya kadar Yunanistan’a insani yardım taşıdı. Bunlardan SS Dumlupınar, 13-16 yaşları arasında 1.000 kadar hasta Yunan çocuğu İstanbul’a getirdi ve bu çocuklara savaşın sonuna kadar Türkiye’de bakıldı.
Tarihin Tozlu Sayfalarından ; “SS KURTULUŞ GEMİSİ”
SS Kurtuluş, II. Dünya Savaşı’nda Yunanistan’ın Nazi Almanyası’nın işgali altında bulunduğu dönemde bu ülkeye Türkiye’den insani yardım taşınmasında oynadığı rol ile tarihe geçmiş bir Türk kuru yük gemisidir.
Önceki hafta Kalkanda idik. Kocamustafa Paşa camiine giderken
Kalkan da Mustafa Kocakaya Camii bitişiğindeki kitaplalar la süslü mekan dikkatimizi çekiyor.
#KaptanOptik, çalışanı #Trapzon lu M. diyor ki;
#KaplanOptik sahibi İbrahim bey, bu kitapları temin edip buraya koyuyor.
İsteyen alıyor, okuyor.
Kimi de bir tane alıp okuyor, başkasını getiriyor.
Burada genellikle İngiliz olduğu için kitaplar da İngilizce
Türkçe bir kaç tane var.
..
Peki çicekler.
Onları ben dikyor.
Bakıyorum diyen Trabzonlu, delikanlı
Bize de #çicek hediye ediyor
#Kalkan da bu kültür hizmeti için
"Kaptan Optik" sahibi ve çalışanlarına çok çok teşekürler.ve Angara'dan SELAMlar
#KaptanOptik
#Kitap
#Kalkan
Turizm bakanı bir tv programinda şöyle demişti Türkiye turizmde gelirini dahada yükseltmek istiyorsa artik avrupanin orta ve alt gelir gurubunun az para harcayarak hersey dahil tatil yaptığı üçüncü sınıf tatil yapılan yerler olmamalı bunun yerine seçkin ve üst gelir grubunun tercih edecegi çok para harcayan elit müşteriye hitap eden ülke olmak zorundayız dedi sanırım bunun ilk adımları atılıyor fiyatlar bilinçli olarak yükseltilerek düşük bütçeli tatilciler uzakkastirilip zengin müşterinin tercih ettiği sakin bir ortam sağlanmaya çalışılıyor bunun sancıları olabilir.
Adalar denizi dediğimiz yerdeki yunana yakın ve 12 ada tabiri içinde kalan diğer adalar, Selanikden yola çıkan çapulcuların kendi başkentini işgal ederek İtalyan.,fransız İngiliz masonlar desteğindki itihatçıların iktidarı ile ve zor zamanda Yunan tarafından işgal edildi.
12 ada ve 150 adacık ise italyanın 1922 de başlattığı traslupgarp vilayeti izi işgaline direnci kırmak için
İngiltere, Rusya,
Fransa ve Almanyanjn onayı ile savaşı Akdeniz'e kaydırmak istedi.
Önce beyrutu bombakadı
Sonra Çanakkaleyi zorladı.
Osmanlının boğazları kapatma kararı üzerine de Rodos dan başlayarak yerli Rum işbirliği ile 12 adalar ve adacıklar 1912 de italyanlar tarafından işgal edildi.. Donanmamız olmadığından işgallere direnemedik..
Başta itihatçıların vardı. Şait paşa sadrazam ve Selanikde gelerek başkentini işgal edip padişahını deviren Mahmut Şevket Paşa ise harbiye nazırı idi..
Traplusgap İtalya lara bırakmak zorunda kaldığımız lozana yakın Uşi de yapılan anlaşmada
Osmanlı traplusdan/Libya dan tamamen çekilince 12 ada ve 150 adacık İtalya tarafından boşaltılacak idi..
Traplus ve bingazi de yani Libya da devlet çekildi ama direniş sürdü..
İtalya tam çekilmediniz bahanesiyle MEİS dahil 12 adaları boşaltmayarak İŞGALİ sürdürdü.
Yani anlaşmaya uymadı..
Fakat bu arada İT iktidarının beceriksizliği ile kavgalı balkan devletleri bir olup Edirnemizi, babaeskiyi işgal etti.
O sırada Yunanın almasındansa İtalya'da kalarak 12 adayı boşaltmasını bizim taraf istemedi.
Yunan la aramıza italyanın tampon olması tercih edildi.
Lozan'a gelince
Hukuken Osmanlı mülkü olan ve İtalyan İşgalindeki 12 ada italyaya
İngiliz İşgalindeki Kıbrıs, mısır İngilizce terk edildi.
2. Harp de İtalya yenilince MEİS ibir süre önce ingiliz
Sonra Fransız işgal ederek adada yaşayan 500 civarındaki insanı İşgalindeki Lübnan a gönderdi..askeri üs olarak kullandı..
O nedenle MAKRON, meis de tarihi haklarım var diyebiliyor..
2. Dünya Savaşı sonunda Türkiye savaşan taraf olmadığından masaya çağrılmadığı 1947 Paris anlaşmasıyla MEİS dahil 12 ada Yunan a muharip askerden ari şartıyla bırakıldı..
Ama sonradan Yunan adaları BM nin meşru müdafaa hakkı tanıdığı maddesine göre sürekli asker yığmaya devam ediyor..
Bu gün 4 adet F16 refakatında gelen Yunan cumhurbaşkanının orada olduğu söylenen RO isimli mezarı ziyaret bahanesiyle KARA ADA ya çıktığı gibi adacıklara çeşitli vesilelerle gidip gösteri yapıyor..
Biz de ALAMAN, ABD dostlarımızın olayı tırmandırmayın NATO da görüştüreceğiz, AB den aleyhinize güçlü amborgo koyulmasına dayanak vermeyin tavsiyesine uyarak
Gemilerimizi limana kilitleyip olanları KAŞ da çay içerek çıplak gözle seyr ediyoruz..
İmam efendi ilk tayin yeri olan Ardahan dan #KAŞ' a gelmiş..
Serhat Şehrinden Serhat şehrine gelmiş.
Önce İT zamanında İtalya' a
İnönu devrin de de Yunan'a bırakılan
adamız dan bahsederken
"KAŞ - "GÖZ" İnşallah yakında buluşur diyoruz.
Anın diyerek "elbette Kaş -göz birbirinden ayrılmaz " diyor.
İbrahim isimli genç,
Bana "ibici" derler
Bende " ibrahime kısaca ibici "deriz diyorum
İbrahim isimli genç,
Bana "ibici" derler
Bende " ibrahime kısaca ibici "deriz diyorum..
...
namaz sonrası hemen yanıma oturan ibrahime elimi uzatıyorum.
ibrahimde bana musafaha yapacak zannederek uzatıyor.Ben dışarda bin bir şeşit şenaat arzeden insanların aksine onları terk edip Hakkın huzuruna çıkan bu yiğit insanın elini öpmeye kalkıyorum.
şaşaıarark olur mu sen büyüksün diyor.
ben de büyüklük yaş da değil
ve biz el öptürmez el öperiz deyince rahmetli bababm da hep benim elimi öper, el öptürmez di diyor.
ve ekliyorum
unutma
"büyük insanlar el öptürmez
masum çocukların ve senin gibi yiğitlerin elini öper"
İngiliz uçak gemisini top atışıyla batıran kahraman: Mustafa Ertuğrul
Bağımsızlık uğruna her şeyden vazgeçerek mücadele ettiler. Zorluklara, imkansızlıklara rağmen birçok başarıya imza attılar. Yüzlercesi Türk savaş tarihine adını yazdırdı. O kahramanlardan biri de Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul Aker’di.
Yanında bir grup asker ve küçük dağ topu vardı. Kimilerine göre imkansızı başardı. Mustafa Ertuğrul, dünya savaş tarihinde ilk kez bir uçak gemisini batıran Türk topçusu...
[Mustafa Ertuğrul, savaş gemilerini gözlüyor. / Fotoğraf: Ben Bir Türk Zabitiyim kitabı]
3 savaş gemisini Akdeniz’in sularına gönderen Mustafa Ertuğrul, 1893 yılında dünyaya geldi. 1912 yılında Harp Okulunu topçu subayı olarak tamamladı.
Ardından Çanakkale Savaşı'nda 27. Alay'da görev aldı. Buradaki başarıları sayesinde Osmanlı Harp Madalyası ve Alman Demir Haç Madalyası aldı.
İngiliz uçak gemisini batırarak bir ilki başardı
Birinci Dünya Savaşı’nın en sıcak günleriydi. O dönemde İtalya’ya bağlı olan Meis Adası, İngiliz ve Fransızların denetimindeydi. Alman General Liman Von Sanders’in emriyle Meis Adası’nın işgaline karar verildi. 4 adet 7,7'lik Alman yapımı Erhard dağ topu Aydın'dan Kaş'a gönderildi.
[Mustafa Ertuğrul, topçu bataryasının askerleri ve Paris II esirlerinin bir bölümü]
Ertuğrul Bey de Meis Adası baskınına katıldı. 9 Ocak 1917'de, dünya savaş tarihinde bir ilki başardı. 7,7’lik dağ bataryası ile Ben My Chree adlı İngiliz uçak gemisini batırdı.
114 metre uzunluğundaki uçak gemisi Ben My Chree, Fransız garnizonuna erzak ikmali yapmak için Kaş'ın karşısındaki Meis Limanı'na demirlemişti.
[Ben My Chree]
[Meis Limanı'nda yarı batık halde Ben My Chree]
Ben My Chree'nin teknik özellikleri
İngiltere'de Vickers Tersaneleri'nde ticari gemi olarak inşa edilen Ben My Chree, 1908 yılında denize indirildi. O yıllar yolcu taşımacılığında kullanıldı. 1915 yılında, Cammel Laird (Birkenhead) tarafından savaş gemisine çevrildi. Aynı yıl 23 Mart'ta ise uçak gemisi olarak İngiliz donanmasında görev aldı.
1917'de Mustafa Ertuğrul tarafından batırılan gemi, 1920'li yıllarda bir İtalyan firması tarafından hurda olarak çıkarıldı.
14 metre eni, 4,8 metre su çekimi olan Ben My Chree, 3 bin 888 ton ağırlığa sahipti. 3 pervanesi ile 24,5 knot hız yapabilme özelliği vardı.
[Ben My Chree'nin savaş öncesine ait kartpostalı / Fotoğraf: Ben Bir Türk Zabitiyim kitabı]
Paris II Akdeniz’in derinliklerinde
Paris II ise, bir balıkçı gemisi olarak Fransa’da inşa edildi. 50 metre boyunda ve 8 metre eninde bir gemiydi. Daha sonra silahlandırıldı ve savaş gemisine çevrildi.
Mustafa Ertuğrul, 13 Aralık 1917’de, Kemer yakınındaki Ağva koyunda Fransız savaş gemisi Paris II'yi de topçu atışıyla denize gömdü. Gemi komutanı dahil tüm mürettebatı esir aldı. Paris II, hala Akdeniz’in derinliklerinde.
[Paris II battıktan sonra Mustafa Ertuğrul ve bataryası, geminin can simidi ile.]
Portakal ve dinamit yüklü bir yelkenli ile tuzağa düşürdü
Takvimler 8 Mart 1918’i gösterirken, Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul bu kez farklı bir yol denedi. Fransız savaş gemisi Alexandra’yı portakal ve dinamit yüklü bir yelkenli ile tuzağa düşürdü.
Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat tavsiye ettiği hatıralarını kaleme alan Mustafa Ertuğrul, 3 savaş gemisi batırarak destan yazdı.
[Fotoğraf: DHA]
Mustafa Ertuğrul Aker, topçu yüzbaşı rütbesine kadar yükseldi. 1968 yılında hayata gözlerini yuman Aker'in Kaş ilçesine bir de anıtı yapıldı. Aker'in anıtı tam da Meis Limanı'nın karşısında dimdik yükseliyor.
Mustafa Ertuğrul’un anıları, "Ben bir Türk Zabitiyim" adıyla Mustafa Aydemir tarafından kitaplaştırıldı.
Bakan Akar, Mustafa Ertuğrul'u ziyaret etti
Yunanistan Cumhurbaşkanı Katerina Sakelaropulu, 13 Eylül'de, "Meis'in kurtuluşunun 77. yıl dönümü" adı altında düzenlenen törenlere katılmak üzere Ada'ya gitmişti. Yunanistan'ı kıştırtan Fransa ise Akdeniz’e uçak gemisi göndermişti.
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da aynı gün, anıtı Meis Limanı'nın karşısında bulunan Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul Aker'i anma törenine katılmıştı.
Yunanistan Cumhurbaşkanı, ziyaretinde, "Yunanistan'ın Türkiye ile diyaloğa uluslararası hukuk temelinde açık olduğunu ve kimseyi tehdit etmediğini" ileri sürmüştü.
Akar ise, Türkiye'nin her zaman diyalogdan yana olduğunu bir kez daha hatırlatmış, "Bu konuda iyi komşuluk ilişkilerinin gereği neyse onları yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Karşı taraftan da aynı şeyi bekliyoruz" demişti.
Fransız işgali altında bulunan Meis Adası’nı kurtarmak için 1917’de yaptığımız askerî harekâtta bir uçak gemisini batırmıştık. Teğmen Mustafa Ertuğrul Aker’in komutasındaki topçularımızın vurması sonucu batan İngiliz donanmasına ait HMS Ben My Chree tarihte batırılan ilk uçak gemisiydi
Küçük hırka köyünde yaptığım ve ayak olarak rahmetli Şahin Sultanın dikiş makinası ayağını taktğım masa yı hatırlayarak Antikacılarla Ramazan ağbimşin kulaklarını çınlatıyoruz..
Kahraman Maraşin Kahraman evladi Kendi ifadesi ile "Sütçü imamın öz torunu" Mesut.. .. Öz torunu Yaşar Yasar Turkkorur diyoruz . "Ağbi, ben torunuyum"diye ısrar ediyor.. Ve Yaşar beyin kulagini cinlatiyoruz.. ... Mesut, Kaş incebogaz da #Maraş dondurması satıyor.. Dükkanın arka fonunda Karetta resmi var. Mesut, o resme kinaye Gelip geçene dondurma almazsanız, kaplumbag parcakar diye latife yapiyor .. Mesut, Kahraman Marasliyim deyince Maraş ne zaman kahraman oldu? Bı Kahraman var oda Çorum diyoruz. Mesut, Sütçü İmam dan beri ve Madalyamiz bile var diyor.. ... Hidayet koyun daki dondurmayi da K.Maraşli Ömer satıyor O da GÖZ adasının yad ellerde olmasına icerliyor ve Burnumuzun dibine gelmişler diye icleniyor
Osmanlı sevgisi ile dolu kişilerin '' Biz Osmanlı Torunuyuz, Konyalıların Biz Mevlana Torunuyuz'' dedikleri gibi, 'Kahramanmaraşlıların da biz '' Sütcü İmamın Torunlarıyız...'' demelerini yadırgamıyoruz. Sütcü İmamın En küçük ve Tek Torunu ben kaldım. Kardeşim Dr. Alaeddin Türkkoruru vr oğlu Ecz. Mehmet Türkkorur 6 Şubat Maraş Depreminde rahmetli oldular. Bir tek ben kaldım. Gerçek torunuyum diyen yalan söylüyor. Ama Kahramanmaraşlı olmamız sebebiyle bizler de torunu sayılırız derlerse eyvallah. Ama gerçek torunuyum diyenler benden birkaç yaş büyük olmalılar ve 74yaşın üstünde olmalılar. O genç benim torunum kadar...
İzmir – Selçuk AZİZİYE Çamlık Açık Hava Buharlı Lokomotif Müzesi
Nereden bilirdim ki; Akit Gazetesinde yayınlanan “Demiryolları” dizi yazımda bahsettiği
Osmanlı’nın Anadolu’daki ilk tren yolu
olarak İzmir –Aydın arasına İngilizlere
yaptırttığı tren
istasyonunun bir gün ete kemiğe bürünmüş halini dünya gözü ile
görebileceğim..
Meğer
Yapımı 1866 yılında tamamlanan Osmanlı da
Anadolu da ki ilk demiryolu olan İzmir – Aydın demiryolu, yolumuz
üzerindeki AZİZİYE -Çamlık’tan geçermiş.
Yapımı 1866 yılında tamamlanan
demiryolunun üzerinde bulunan ve 1991 yılında kurulan Türkiye'deki en büyük açık hava demiryolu müzesi, 36 lokomotife
ev sahipliği yapıyor.
Müze, Türkiye'deki en eski demiryolu
hattı olan İzmir-Aydın Demiryolu hattının eski bir kısmı
üzerinde, Çamlık mahallesi yakınında kurulmuş.
Türkiye’nin en büyük
buharlı lokomotif koleksiyonlarından birine sahip olan Çamlık Demiryolu Müzesi,
Avrupa’da da sayılı lokomotif müzeleri arasında. Cumhuriyet dönemi öncesinde
Aziziye olarak bilinen bölge, Mustafa Kemal (KAMAL) ‘ın birkaç gün kaldığı
İzmir seyahatinden sonra Atatürk’ün emri ile “Çamlık “olarak değiştirilmiş.
Söke-Kuşadası yolu
üzerinden giderken Aziziye- Çamlık da bir benzin istasyonunda mola verince karşıdaki eski tren lokomotifi dikkatimizi çekiyor.
Bizim delikanlı Çınar mahallesi yoluna
dönünce su ihtiyacı için arabadan
inmesiyle “müze gözümüze “ adeta girdi.
Hakikaten müze “tesadüf eseri keşfedilmeyi bekleyen” bir
konumda.
Selçuk, aydın arası karayolundan Çamlık
üzerinden geçerseniz lokomotiflerin bazılarını yol üzerinden de görebilirsiniz,
ancak diğer türlü kendisinden haberiniz olmaz bile.
Delikanlımız İbrahim
arabayı müze duvarı önüne park ederek
babbala gidince bizde muze yazan kapıya yöneliyoruz.
İçeriye girip gezmeye
vaktimiz yok.
Ancak yine de
görevliye, “ihtiyarlara serbest mi” diye sorunca “hayır. Herkese üçretli “diyor.
Beyni kaynatan sıcak
altında yine de birkaç resim alıp
ayrılıyoruz.
Bizim vaktimiz yok
ancak bahçeden bakınca zamanı son teknoloji ürünü epey
Demiryolu malzemesi var.
Yan taraf da ise demiryolu
kalıntıları mevcut. Tren hattının
kalasları duvar gibi koruma çiti
yapılmış.
İnsan kim bilir hangi
ormanın ürünü ve hangi insanın el emeği demekten kendini alamıyor.
Sonradan öğreniyoruz
ki..
Selçuk
ve Çamlık istasyonları arasındaki bu güzergahın eğimi fazla olduğundan tren
yolu güzergahı değiştirilmiş. İlerdeki Tünel ise günümüzde civarda yaşayanların bahçelerine
ulaşımında kullanılıyor...
Müzede sergilenen yolcu vagonlarından
biri Mustafa Kemal tarafından kullanılmış.
KAMAL Atatürk, 1937 yılında
Ege manevralarını izlemek için Beyaz Tren ile geldiği Çamlık'ta bir gece
konakladığından, Atatürk'ün kullandığı vagonlardan biri de müzede sergileniyor.
Bir toplantı
salonu, tam donanımlı bir mutfak, özel tasarlanmış bir banyo ve yatak odaları, lüx
banyosu, Sıcak soğuk su ayarlı lavabosunun yanında bir de küvet bulunan Özel
vagon, 1926 yılında, Almanya’da Mustafa
Kemal için sıradan vagonlardan farklı olarak teknoloji ve güvenlik açısından
daha üst seviyede özel olarak üretilmiş.
1937 yılında
kadar yurt genelinde birçok noktaya bu vagonda hareket etmiş, 1937 yılında
Çamlık’taki bu istasyona gelerek yönetimi buradan sağlamış.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder